Mimarların buluştuğu adres...

Yazılarımız | Mimarlar | Webmail | Forum | Sözlük
[ Geri ] [ Toplam 34 kişi ]

Ali Talat


1869, Tokat - 19 Ekim 1922, İstanbul

İkinci Meşrutiyet Dönemi’nin mimarlarından biri olarak öne çıkan Ali Talat Bey, Birinci Ulusal Mimarlık Akımı olarak nitelendirilen mimarlık üslubunu da içeren birçok projeye imza atıyor ve döneminin usta mimarlarından biri olarak adını tarihe yazdırmayı başarıyor.

Ali Talat Bey’e yönelik kaynaklar çok kısıtlı. Dolayısıyla bu kısıtlılık içinde onu size eldeki kaynaklar elverdiğince tanıtabiliyoruz. Ali Talat Bey’in hayatı 1869 yılında Tokat’ta başlıyor. Ancak İstanbul Şehremaneti kalemi başkâtibi olan babası Abdullah Şefik Bey'in işleri vesilesiyle İstanbul’a gelmesiyle birlikte çocukluğu İstanbul’da geçiyor. İlkokulu ve ortaokulu İstanbul’da taşındıkları Eyüp’te bulunan Eyüp Sultan İptidai Mektebi’nde bitiriyor. Sonrasında lise için askeri rüştiyeyi tercih eden Ali Talat Bey, Kocamustafapaşa Askeri Rüştiyesi’nde eğitim almasının ardından ona mimarlığın kapılarını açacak olan dönemin en önemli yüksekokulları arasında bulunan Sanayi-i Nefise Mektebi‘ne giriyor. Osmanlı Devleti’nin ilk güzel sanatlar okulu olarak 1882 yılında açılan mektebin Resim Bölümü’nde eğitim alıyor.

1888 yılında ise önce Fransız ardından Alman ekolü ile eğitim vermesiyle ün salmış Hendese-i Mülkiye Mektebi’ne adım atıyor. Burada 7 yıl boyunca cebir, logaritma, geometri, coğrafya, trigonometri, analitik geometri, kimya, fizik, entegral ve diferansiyal hesap, jeoloji, ve madenler, arazi ölçümü, topografya, makine, yapı işletmesi, yollar, demiryolları, sulama, deniz ulaşımı, köprüler, mimari, limanlar, ekonomi, keşif hazırlanması, telgraf, elektrik, tüneller gibi çok farklı disiplinlerde eğitim alıyor. Uzun süren başarılı bir eğitim döneminin ardından Ali Talat Bey, 1895 yılında okulu birincilikle bitiriyor. Öğrenciliği sırasında gösterdiği performansla hocalarının dikkatini çekmeyi başaran Ali Talat Bey, köprücülük, kârgir ve ahşap inşaat dersleri vermesi için aldığı hocalık teklifini kabul ediyor ve 20 Şubat 1895 tarihinde 26 yaşında iken bir süre Hendese-i Mülkiye Mektebi’nde 800 kuruş maaş ile Fenn-i Mihanik Muallim Muavini olarak eğitim veriyor.

Ali Talat Bey, Hendese-i Mülkiye Mektebi’nde öğretim üyeliği yaparken, bir yandan da Meclisi Maliye İstinaf Muhammimliği ve İstanbul Şehremaneti Heyet-i Fenniye Mimarlığı görevlerinde de sorumluluk üstlenmiştir. Klâsik Türk Yapı Sanatı’na ilgi gösteren Ali Talat Bey, 1909 yılında Osmanlı hükûmetlerinde vakıf kurumlarından sorumlu olan nâzırlık olarak bilinen Evkaf-ı Hümayun Nezareti’ne girmiş ve burada İnşaat ve Tamirat İdaresi Müdür Muavinliğine nakledilmiştir. Burada dönemin en önemli mimarları arasında bulunan Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın öncüsü Mimar Kemalettin Bey ile yolları kesişiyor. Ali Talat Bey, bir yandan memuriyetini sürdürürken, bir yandan da Mühendis Mektebi’nde ‘Kargir ve Ahşap İnşaat (Yapı Bilgisi) ve Projeleri’, ‘Ahşap İnşaat ve Projeleri’ derslerini verir. Aynı mektepte ‘Fenn-i Mimari (Bina Bilgisi)’ dersini mimar Kemaleddin Bey de vermektedir.

Mimar Kemalettin ile mimarlık üzerine çalışmalar

Klâsik Türk yapı sanatı üzerinde çalışma gerçekleştiren Ali Talat Bey, Türk yapı sanatı ve mimarlık üslubunun yabancı hegemonyasından kurtarılmasına yönelik Mimar Kemalettin Bey ile birlikte birçok ortak çalışma gerçekleştirmiş. Mimar Kemaleddin ile birlikte 1926 yılında Mühendis Mektebi Matbaası tarafından Osmanlıca olarak hazırlanmış ‘Fenni Mimari’ adlı bir kitap çalışması da bulunuyor. Ki, bu kitap o dönem mimarlık camiası için de içerdiği mimarlık bilgisi ve şekilleri açısından önemli bir referans olarak değerlendirilir.

Evkaf-ı Hümayun Nezareti’nde Heyet-i Fenniye Müdür Yardımcılığı’nı yapan Ali Talat Bey, 1919 yılında aynı kurum içinde 'Fenniye Reisliği görevine getiriliyor.

Mimarlık anlayışı

Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nde Mimar Kemaleddin öncülüğünde başlayan, 1908 ile 1930 yılları arasında öne çıkan bir mimarlık üslubu olan ve ‘Millî Mimarî Rönesansı’ olarak da adlandırılan Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın temsilcilerinden biri olan Ali Talat Bey, yaşadığı dönemde yaygın olarak öne çıkan ilerici bir mimarlık anlayışı benimsiyor ve dönemin siyasi atmosferinin de etkisiyle klasik tasarım anlayışından farklı olarak neoklasik bir mimarlık üzerinden üretimler gerçekleştiriyor.

Mimari eserleri

Günümüze kadar halen aktif olarak kullanılan Şirketi Hayriye tarafından 1913 yılında yapılan ‘Beşiktaş İskelesi’, 1906 yılında yapılan, fakat daha sonra yıkılan ‘Üsküdar İskelesi’ ile ‘Kuzguncuk İskelesi’; Ali Talat Bey’in Birinci Ulusal Mimarlık Akımı ile özdeşleşmiş, neoklasik üslupta ele alınan mimari eserleri arasında yer alıyor. Ali Talat Bey'in 1913 yılında yaptığı Beşiktaş Vapur İskelesi, sivri kemerler, iç ve dış cephe bezemeleri ile neoklasik üslubun Türk mimarisine uygulandığı bir örnek olarak öne çıkıyor. İç mekandaki tavan kenarlarında bulunan alçı mukarnas sıralara duvarlarda da kalem işi bezemelere yer verilirken; iskelenin dış cephesinde ise taşa kabarmalar, pencere kemerleri içinde çini panolar bulunuyor.

Türbe restorasyonları

Boğaziçi’nde gerçekleştirdiği vapur iskelesi çalışmalarının dışında Ali Talat Bey’in aynı zamanda İstanbul’da bulunan bazı türbelere yönelik restorasyon çalışmaları da bulunmaktadır. 16. Yüzyılda Mimar Sinan tarafından Beşiktaş’ta Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa için yaptığı Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi’nin restorasyon çalışmalarını Ali Talat Bey gerçekleştirmiştir.

Ali Talat Bey'in önemli bir çalışması da günümüze ulaşan önemli eserlerinden biri olan Üsküdar'daki İETT Tramvay Hangarı. Bu bina İETT için Üsküdar-Bağlarbaşı-Kısıklı tramvay hattının hangari ve elektrik santrali olarak inşa edilmiş. Bugün ise yapı bir restoran olarak kullanılıyor.

Ali Talat Bey’in kitap çalışmaları

Ali Talat Bey’in mesleki olarak üzerinde çalıştığı birçok kitap olmuştur. Kitaplarının basımı, ömrü yetmeyen Ali Talat Bey’in vefatından sonra meslektaşları tarafından tamamlanarak yayınlanır. Mimar Kemalettin Bey ile birlikte yazdığı ‘Fenni Mimari’ kitabının dışında, Ali Talat Bey'in ayrıca ‘İnşaat ve İmalatta İşçilik’ adı altında dört ciltlik bir başka kitap daha kaleme almıştır. Yine bir başka eseri olan ‘Sanayii İnşaiye ve Mimariyede Doğramacılık, Marangozluk ve Silicilik’ adlı eseri de ölümünden sonra yayınlanan ve dikkat çeken kitapları arasında yer alıyor. Vefatından sonra, Muallim Ali Ziya Bey, Ali Talat Bey’in şekilleriyle birlikte 14 formadan oluşan ‘Kargir İnşaat’ kitabının eksik kalan kısımlarını tamamlıyor.

Ali Talat Bey’in vefatından önce ve sonra basılan başlıca kitaplar arasında şunlar öne çıkıyor: “İnşaat ve İmalatta Vahit Kiyâs Fiyati Yahuti İşçilik (4 cilt, 1922), Ahşap İnşaat (1341-1923), Ahşap İnşaat Eşkâli (1341-1923), Kârgir İnşaat (1327-1909), Kârgir İnşaat Eşkâli, Fenn-i Mimari (1327-1909, Mimar Kemalettin Bey ile), Fenn-i Mimari Şekilleri (1926), Sanayi-i İnşaiyye ve Mimariyeden Doğramacılık Marangozculık ve Silicilik İmalatına Ait Mebâhis (1927).

Büyük usta Mimar Sinan’a komşu...

Ali Talat Bey’in hayatı 19 Ekim 1922 yılında Kurtuluş Savaşı’nın hemen ertesinde son buluyor. Naaşı, Eminönü’de bulunan Süleymaniye yapı topluluğunun hemen yanında yer alan Salis ve Rabi Medreselerinin köşesinde bulunan Mimar Sinan Türbesi’nin bulunduğu alana defnediliyor. Ali Talat Bey, böylece çok sevdiği ve örnek aldığı büyük usta Mimar Sinan’a komşu oluyor... Üzerinde herhangi bir kitabe olmayan bir mezar taşı vasiyet etmişse de, sonraki yıllarda mezarın kime ait olduğunu ortaya koyması maksadıyla mermer çerçeve içinde isminin olduğu tanıtıcı bir yazıya yer verilmiştir.

Vefatına kadar üretimlerine devam eden Ali Talat Bey, Cumhuriyetle tanışamasa da, anlayış olarak Cumhuriyet Dönemi mimarlarına da ilham veren bir mimarlık üslubu ortaya koyuyor.

Kaynak:
http://www.alcim.com.tr/Yazi/Index/95-cumhuriyet-mimarliginin-ilham-kaynagi-ali-talat

Buradan mimarlarımız hakkında yorum yapabilirsiniz...

Yukarı | İrtibat | Koşullar | Gizlilik