Mimarların buluştuğu adres...

Yazılarımız | Mimarlar | Forum | Sözlük
[ Geri ] [ Toplam 34 kişi ]

Asım Kömürcüoğlu


1879, Üsküp - 1957

1879 yılında Üsküp vilayetinin Kratova kasabasında dünyaya geldi. Babası Yzb. Eyüp Sabri Bey, annesi Vezir Pertev Paşa sülalesine mensup Manastır Alay Emini Süleyman Beyin kızı Hayriye Hanımdır. Nehire ve Vasfiye isimlerinde, biri kendisinden büyük, diğeri küçük iki kızkardeşi vardı.

Sultan Abdülhamit zamanında teşkil olunan Kürdistan Alaylarına gönderilen babası Yzb. Eyüp Bey ailesi ile birlikte oraya gitti. Valdesi Hayriye Hanım kısa zaman sonra orada vefat etti. Babası ise, uğradığı hastalık dolayısiyle tebdili hava için iki kızı ve oğlu ile birlikte memleketi olan Kratovaya döndü. Babası da, burada bir ay gibi kısa bir müddet sonra öldü. Kendisi tahsiline amcası müstantik Mustafa Bey ve halası yanında önce Kratova, bilahare Palanka'da devam etti. Daha sonra Manastır askeri rüştiyesine yerleştirildi. Fakat kısa bir müddet sonra buradan ayrılmak imkanını bulup İstanbul Bahriye Mektebine girdi. Sanatkar ruhunu burası da tatmin etmediğinden Vefa İdadisine geçti. Daha sonra Senayi-i Nefisey-i Şahaneye girdi. 1900 yılında burada mimarı tahsiline başladı.

Akademi tahsilini 1905 de birincilikle bitirdi. Kabiliyeti, ciddiyeti ve çalışkanlığı ile etrafının nazarı dikkatini celbetmişti.

Meslek hayatına, Ev-kaf-ı Hümayun mimarlığı ile başladı. Osmanlı İmparatorluğundaki vilayetlerde, bilhassa Selanik, Üsküp vilayetindeki eski eserlerinin onarımında, İstanbul saraylarına yapılan ilave ve onarımlarında büyük bir titizlikle çalıştı. Yıldız sarayının sultanlar kısmına ilaveler, Ayasofya Hamamının onarımı, Üsküdarda müteaddit vakıf hamamlarının tamirleri bu devre rastlar.

O sırada Evkaf-ı Hümayun Kassamı Hilmi Ef. Küçük Çamlıcadaki köşküne yapmak istediği ilaveler dolayısiyle kendisini yakinen tanıdı ve beğenerek kızını verdi. Düğünleri esnasında, Sultan Hamit kendisini üçüncü rütbe ile taltif etti. Bu izdivaçtan Sermiha, Eyüp ve Nezihe adlarında üç evladı dünyaya geldi.

Kısa bir zaman sonra Yeşil Camii ve Yeşil Türbenin tamiri için Bursaya gönderildi. Bu mühim tarihi abidelerin onarılması esnasında Bursada ikamet etti. Ve Kütahyada çiniciliği yeniden ihya etti. Bu eserler için lüzumlu çinileri eskileri ayarında burada yaptırmaya muvaffak oldu. Bu esnada kendisinin Türk çiniciliği üzerine orijinal çalışmaları da oldu. Yabancı literatüre de geçen bu restorasyondaki başarısı Sultan Abdülmecit tarafından mineli bir saat ve bir nişanla taltif edildi. Bu titiz çalışması üzerine Müze Müdürü Halil Ethem Beyin delaletiyle mükafaten Almanya'ya gönderildi. Ve Berlin Güzel Sanatlar Akademisine devam etti. (1911) Bir taraftan da orada Prof. Schwechten'in Akademideki Meister atelyesinde ve inşaatlarında çalıştı.

Almanya'dan dönüşünde kendisi İstanbul Şehremaneti ser mimarlığrna aynı zamanda İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi fenni mimarı hocalığına tayin olundu. Mimar Monceri zamanına rastlayan bu hocalık mimar Vedat Beyden sonradır, ve 1915 - 1918 yılları arasına rastlar. Asım Kömurcüoğlu Akademiye tayin olunan ikinci Türk mimar hocadır. Akademi tarihinde yabancı hocalar arasında bir Türk hoca olarak bulunmuştur. Kendisi bu vazifeyi de büyük bir titizlikle başardı.

Birinci Cihan Harbini müteakip ikinci defa Almanya'da ve Avrupanın muhtelif şehirlerinde mimarı etüdler yaptı. Bu arada Viyana Sefareti binasının tamir ve tevsii ile de meşgul oldu. İkinci Avrupa seyahati dönüşünde, serbest mimar olarak Vali Haydar Bey zamanında Beyazıt Havuzunun inşası ve Gülcemal vapurunun seyyar sergi haline getirilmesi yaptığı işler meyanındadır.

Bilahare müteahhitlik hayatına atıldı. (1923) Topkapı Sarayı (Hırkai Saadet), kısmı ile bazı müştemilatının tamirini taahhüt etti ve bu işi büyük bir vukufla tamamladı. Bunu takiben İzmir'de yarım milyon liralık tuhafiyeciler çarşısı inşaatını, bir müddet sonra da İzmir'de Selanik Bankası inşaatını taahhüt etti. İnşaatın son safhasında Tuhafiyeciler Şirketinin dağılması ve bunu takiben azalarının mühim bir kısmının iflasa gitmesi, taahhüde konan sermayenin uzun yıllar bağlı kalmasına, dolayısiyle bu şanssızlık onun çok muvaffak olduğu müteahhitliği bırakmasına sebep oldu.


İstanbul Adliye binası müsabakasında 1 inci gelen proje

Yeniden çok sevdiği sanatına döndü. Beyoğlunda Mısır Apartmanında bir bliro tesis etti. Bir taraftan da mimarlık ana davaları ile meşgul oluyor, günden güne yekımı artan mimarların birleşmelerine önayak oluyordu. (Mimarlar Birliğinden sonra Mimarlar Odası mevzuunun ilk defa ortaya çıkması ve bu konu üzerindeki ilk çalışmaları bu tarihlere rastlar. Asım Kömürcüoğlu bu yeni fikirlerin daima arasında idi. Aynı zamanda bilahare Güzel Sanatlar Akademisi ismini alan Sanay-i-i Nefisenin reformunu yakından, takip ediyor, her fırsatta bu hareketi takviye ediyordu. Hatta Prof. Reuter, Prof. Wagner gibi otoritelerin memleket hizmetinde kullanılmasında, Prof. Peulzig'in Akademiye hoca olarak tayininde büyük hissesi oldu. O, Güzel Sanatlar Akademisinin kuvvetli elemanlarla takviyesinin lüzumuna kanidi ve bütün genç hocalarının münavebe ile dış memleketlerde ikmali tahsil etmelerini lüzumlu bulurdu.

Hayatının bu devresinin en büyük olayı, 1935 yılında Adliye Sarayı proje müsabakasını kazanmak ve bu işe bir mukavele ile bağlanmak oldu. Bu mühim iş ona yeniden büyük bir enerji verdi. Fakat maalesef bu şan uzun sünnetli ve Adliye Sırayı işi uzadı durdu ve onu yıllarca bağlı bıraktı. Mukavelesi bulunmasına rağmen habersizce bu bina için yeniden bir müsabaka ilanı gururunu zedeledi ve bunu mimarlık davası telakki ederek hakkını arama yoluna gitti. Maalesef bu davası müsbet yola girdiği zaman da hayata gözlerini yumdu. Kendisi her zaman bu mücadeleyi şahsı için değil, mimarlık için yaptığını söylerdi.

Zaman, zaman açılan mimarı müsabakalara iştirak etmek suretiyle kendini bu hayal kırıklığından kurtarmıya muvaffak oldu. Bunlar arasında Büyük Millet Meclisi binası milletlerarası proje müsabakası için tasarladığı plan başlıbaşına bir başarıdır. Bazı fikirlerinin isabeti maalesef bilahare anlaşıldı ve o, bunları belirtmek için bir hayli de mücadele etti.


Asım Kömürcüoğlu'nun eski Türk evleri krokileri

Aynı enerji ile kısa fasılalarla Ankara P.T.T. santralı, Samsun ve Ödemiş imar planı müsabakalarına iştirak etti ve hepsinde dereceler aldı. Yaşı kemale ermiş olmasına rağmen gençlerle yarışmaktan daima zevk aldı. Her yeniliği takip etti. Bu arada memlekette yepyeni bir mimari çalışma başladı: Şehircilik, o bu çalışmalara büyük bir zevkle katıldı ve az zamanda otuza yakın şehir ve kasabanın imar planını yaptı. 78 yaşında kısa bir rahatsızlığı müteakip hayata gözlerini kapadığı zaman elinde daha 4 imar planı vardı.(Ankara 25/11/1957)

Hayatı muntazam geçti. İyi yaşamasını ve çok seyahat etmesini severdi. Çouklarını en iyi bir şekilde yetiştirdi ve iyi insan olmaları için daima örnek oldu. Mesleğini son derece sever ve her şeyden üstün tutardı. Bütün hayatı müddetince şahsının ve mesleğinin şerefini en titiz bir şekilde korumakla bütün meslekdaşlarına güzel bir örnek oldu.

Kaynak:
http://dergi.mo.org.tr/detail.php?id=2&sayi_id=231

Buradan mimarlarımız hakkında yorum yapabilirsiniz...



Hoşgeldiniz...

Üye Girişi
Yukarı | İrtibat | Koşullar | Gizlilik