Mimarların buluştuğu adres...

Yazılarımız | Mimarlar | Forum | Sözlük
[ Geri ] [ Toplam 34 kişi ]

Sedat Hakkı Eldem


1908'da İstanbul - 7 Eylül 1988’de İstanbul

Mimar, mimarlık profesörü, akademisyen, mimarlık tarihçisi (D. 1908, İstanbul - Ö. 1988, İstanbul). Sanatla ilgilenen bir ailede büyüdü. Babası İsmail Hakkı Bey, resim ile uğraşır, yabancı dillerden çeviriler ya­par, müzikle ilgilenirdi. Çocukla­rını da küçük yaşta bu konulara yöneltmişti. Müzeci Osman Hamdi ve Halil Ethem beyler anne tarafından akrabalarıydı. Bu ortamda büyüyen Eldem, ilköğrenimini Ce­nevre'de, ortaöğrenimini Münih'te yaptı. Mimarlık eğitimine 1924'te Sanayi-i Nefise Mektebi(Mimar Sinan Üniversi­tesi Güzel Sanatlar Akademisi)’nde başladı. 1928'de bu okulu birincilikle bitirdiği için kendisine verilen üç yıllık bursu Fransa, İngiltere ve Almanya'ya gide­rek değerlendirdi; Auguste Perret'nin, Hans Poelzig'in yanında çalıştı, Le Corbusier ile tanıştı.

Türkiye'ye döndükten sonra, bir süre An­kara'da İtalyan mimar Guilio Mongeri'nin bürosunda çalıştı. 1932'de yeniden İstan­bul'a dönerek kendi bürosunu açtı, aynı zamanda da Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğretim üyesi oldu. Buradaki görevini 1978'de emekliye ayrılıncaya kadar sürdür­dü.

Eldem'in mimarlık yaptığı dönem, Türkiye'nin, bütün dünyada benzerlerine rastlandığı gibi, ulusal-uluslararası, yöresel-evrensel olma ikilemi arasında gidip gelmeler yaşadığı bir dönemdir. Eldem bu arayışta daha çok ulusalcılıktan yana tavır almıştır. Bu, eğitim alanındaki çalışmalarında ve mimarlığın nasıl olması gerektiğine ilişkin kuramsal açıklamalarında açıkça görülür. Güzel Sanatlar Akademisi'ndeki öğretim üyeliğinin ilk yıl­larında (1934) ‘Milli Mimari Semineri’ adıyla bilinen bir çalışma başlatmıştır. Bunun amacı, ulusal mimarlık yapıtlarına ilişkin araştırmaların kapsamını genişletmek, sivil ve anonim mimarlık yapıtlarının da incelen­meye değer olduğunu göstermek, çağdaş Türk mimarlığı için yeni temeller bulmaktı. Eldem'in 1930'lardaki akılcı ve işlevci nitelikteki tasarımları da 1940'ların başından itibaren ulusalcılık dü­şüncelerini yansıtmaya başlamıştı. 1939’da New York Dünya Fuarı için hazırladığı Türk Pavyonu tasarımı, Türk mimarlığında bu anlayışı savunan dönemin başlangıcı sayılır.

Eldem değişen koşullara uyum sağlayabilmiş bir mimardır. 1940'ların sonunda Emin Onat ile birlikte tasarladıkları İstan­bul Adalet Sarayı (1949) bunun iyi bir örneğidir. Akılcı ve işlevci yaklaşımdaki bu tasarım, Türkiye'nin, dışa kapalı olduğu II. Dünya Savaşı yıllarından sonra yeniden uluslararası görüşlere açılmasında etkili olmuştur. Daha sonraki yıllar Eldem'i, ulusal ve uluslararası nitelikleri kaynaştıra­cağı yapıtlara götüren dönemdir. Gerçekte Eldem her iki anlayışta da yapıtlar veriyor­du. Konut, kahve gibi geleneksel işlevlere yönelik yapılarında ağırlıklı olarak Türk mimarlığından esinlenen biçimlenmelere gi­diyor, dolayısıyla ulusal mimarlık düşünce­sine yaklaşıyordu. Bunun en iyi örneği İstanbul Taşlık'taki Şark Kahvesi'dir (1948-50; 1988'de yıktırıldı). Bunun yanında yönetim, eğitim, konaklama gibi çağdaş işlevler söz konusu olduğunda, akılcı ve işlevci bir yol tutuyor, yapısını biçimlendirirken gelenek­sel öğelerden yararlanmak yerine, işlevin, malzemenin, taşıyıcı sistemin koşullarına uygun biçimlere yöneliyordu. Buna örnek de İstanbul Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi (1944, Emin Onat ile birlikte), Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi (1947, Emin Onat ve Paul Bonatz ile birlikte) ve yaptığı İstanbul Hilton Oteli'dir (1952, S. O. M ve Gordon Bunshaft ile birlikte). Eldem'in bu yeni yaklaşımının diğer başarılı örneklerinden biri, tasarımının 1960'ların başında yaptığı İstanbul'da Zeyrek'teki Sos­yal Sigortalar Kurumu (1963-72), biri de Ankara'daki Hindistan Büyükelçiliği'dir (1965; Orhan Çakmakçıoğlu ile birlikte). Öteden beri çok sayıda gerçekleştirdiği köşk, yalı gibi konut yapıları arasında ise İstanbul'da Yeniköy'deki Sirer Yalısı (1966-67), onun bu dönemdeki en başarılı yapıtlarından birisidir. Çağdaş gerek­sinmelere, çağdaş tasanm ilkeleri ve yapım yöntemleriyle çözüm getiren bu yapı, içinde yer aldığı tarihsel çevreye de aykırı düşme­yecek kadar geleneksel Türk mimarlığına uyum göstermektedir.

Eldem üretken bir mimar olmuştur. Çağ­daş Türk mimarlığının birçok önemli yapısı onun imzasını taşır. Bunlar arasında Yeni Delhi'deki Türkiye Büyükelçiliği (1966), Ankara'daki Pakistan Büyükelçiliği (1966- 1976), İstanbul'da Fındıklı'daki Akbank Genel Müdürlüğü (1970), Beyrut'taki Tür­kiye Büyükelçiliği (1972; H. Şensoy ve S. Sadık ile birlikte), İstanbul Taksim'deki Atatürk Kitaplığı (1973) ve Maslak'taki Alarko İşyeri Blokları (1980-88) bulunmak­tadır.

Eldem'in, tasarım ve uygulama çalışmaları kadar önem verdiği bir alan da mimarlık eğitimidir. Akademideki görevi sırasında tasarım çalışmalarını yönetmiş ve yapım yöntemleri konusunda ders vermiştir. Milli Mimari Semineri'yle başlattığı çalışmalarını daha sonra, yönetimini üstlendiği Rölöve Kürsüsü'nde sürdürmüştür.

Geleneksel Türk mimarlığıyla ilgisi, El­dem'in bu mimarlığın ürünü olan yapıların korunması konusuyla da yakın ilişki içinde olmasını gerektirmiştir. İstanbul'u, içindeki yapılarla birlikte çok iyi tanımasıyla ün yapmış olan Eldem, 1941-45 arasında Eski Eserleri Muhafaza Encümeni'nde, 1962-78 arasında Gayrımenkul Eski Eserler ve Anıt­lar Yüksek Kurulu'nda görev almıştır. Ayrı­ca 1948'de Ankara'da toplanan I. Yapı Kongresi'ni hazırlayan çalışma birimlerinde çalışmış, II. Dünya Savaşı'ndan sonra kuru­lan ve ilk genel kurul toplantısını 1948'de Lozan'da yapan Uluslararası Mimarlar Birliği'nin (UIA) Türkiye temsilcileri arasında yer almıştır.

Sedat Hakkı Eldem, çok tartışılmış bir mimardır. Düşünceleri pek çok eleştiriyi üzerine çekmiştir. Bu da zaman zaman çalışmalarının arka plana itilmesine neden olmuştur; ama Eldem, ancak disiplinli bir çalışmayla bir yere ulaşabilece­ğini düşünmüş, bunu uygulamış ve sonunda gerçekten de 20. yüzyıl Türk mimarlarının en önemlilerinden biri olmuştur.

Eldem, gerek Mimar, Arkitekt, Akademi, Mimarlık, Güzel Sanatlar, Sanat Dünyamız, Türkiyemiz gibi dergilerde çıkan yazılarıyla gerek yayımladığı kitaplarla Türk mimarlık ve düşünce yaşamına katkıda bulunmuştur.

Sedat Simavi Vakfı Mimarlık ve Kent Planlaması Ödülü (1982), Kültür ve Turizm Bakanlığı Büyük Sanat Ödülü (1983) ve Ağa Han Mimarlık Ödülü (1986) olmak üzere çeşitli ödüllere sahip oldu.

“Sedat Hakkı Eldem, Cumhuriyet döneminin Türk modern mimarisine damgasını vuran bir mimardır. Yaptığı binaların bazılarında eski Türk yapı sanatı unsurlarını kullanarak millî mimariyi canlandırmaya çalışmış, bazı eserlerinde ise bu tutumdan uzaklaşıp Yalova Termal Oteli, İstanbul Fındıklı’da SATİE binası, İstanbul Hilton Oteli, İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı gibi o yılların Avrupa mimarisine uygun binalar da meydana getirmiştir.” (Semavi Eyice)

Eserlerinden seçmeler
• 1934: Maçka’daki Firdevs Hanım Evi
• 1937: Yalova Termal Oteli
• 1937-1938: Ankara Gümrük ve Tekel Müdürlüğü
• 1944: Emin Onat’la Wsi
• 1948: Maçka’da Şark Kahvesi
• 1951-55: Emin Onat’la İstanbul Adalet Sarayı binası
• 1962-1964: Zeyrek’teki SSK Zeyrek Tesisleri
• Vaniköy’deki Suna Kıraç yalısı,
• 1971: Fındıklı’daki Akbank Genel Merkezi
• 1972-1974: Hamdi Şensoy’la birlikte Taksim Atatürk Kitaplığı
• 1975-1980: Tarabya’da Rahmi Koç evi
• 1980-1988: Maslak’taki Alarko Holding büro binaları

Kitapları
• 1954: Türk Evi Plan Tipleri
• 1968-1974: Köşkler ve Kasırlar I-II
• 1976: Türk Bahçeleri
• 1977: Sadabad
• 1979: İstanbul Anıları
• 1979: Boğaziçi Anıları
• 1984-1987: Türk Evi-Osmanlı Dönemi I-II

Kaynak:
https://www.biyografya.com/biyografi/13406

Buradan mimarlarımız hakkında yorum yapabilirsiniz...



Hoşgeldiniz...

Üye Girişi
Yukarı | İrtibat | Koşullar | Gizlilik