Mimarların buluştuğu adres...

Yazılarımız | Mimarlar | Webmail | Forum | Sözlük
[ Geri ] [ Toplam 17 yazı ]

1930 - 1939 Yılları Arasında Modern Mimarinin Ana Çizgileri

Bir önceki dönemde (1900-1930 yılları arası) belirtildiği gibi, Batıda mimar, çağın gerçeklerine, içinde bulunduğu toplumun gereksinmelerine ve amaçlarına en uygun mimari ürünü yaratmaya görevli kişi olarak kabul edilmiştir. Mimari düzenlemede amaca uygunluğun yanında, ekonominin sağlanması mimari ürünlerin biçimlenişlerinde temel ilke olmuştur. Küçük bir sanatçılar grubu olan De Stijl'in estetik alanda aradığı evrenselliği, ekonomik ve teknik yönden de sağlam temellere oturtan Bauhaus (1919-1933), Walter Gropius'un önderliğinde, çağdaş rasyonalizmin önemli örneklerini vermiştir. Fonksiyon ve konstrüksiyon dualitesini (ikilemini) doğru olarak varlığında toplayan evrensel bir tasarım tutumu, bu tutuma bağlı olarak Le Corbusier, Gropius, Poelzig, Oud, Mies van der Rohe, Scharoun, Bruno fout gibi mimarların ortak olarak 1927'de uyguladıkları Weissenhof sitesi, 1900-1930 döneminin en seçkin mimari eylemlerindendir.[37] Wiessenhof sitesinde tek tek ürünlerin hep aynı biçim anlayışında tasarlanması, çağdaş mimari tutumun, biçimde rasyonelliğin ne denli güçlü olduğunu kanıtlamaktadır. Bireysel gereksinmeleri karşılayacak mekan organizasyonları yerine, toplumun ortak gereksinmelerine yönelmiş yapı programları mimari eylemlerin amacı olmuştur.

1930-1939 döneminde hu rasyonel mimari tutumda çözülmeler olmuş, özellikle biçimde zenginleşme çabaları dönemin en belirgin ögesi halini almış, «modern» kavramının soyut analizi, esasları üzerinde araştırma ve yorumlar yapılmıştır. Mimari biçim, konstrüksiyon ve gereç üzerine geliştirilen bu çalışmalar, uygulamalara da büyük bir oranda yansımıştır. Batı ve Orta Avrupa'da gelişen «moden mimari» akımının bu dönemde Avrupa'daki politik gelişmelerin özelliklerinden diğer kıtalara uzanması, kıtaların bölgesel mimari tutumlarıyla ilişkisi, modern mimari ürünlerinin biçimlenişleri üzerinde etkisini göstermiştir. Farklı bölgelerin farklı iklimsel, topografik ögeleri, bu ögelerin mimari üründe de yansıması zorunluğu, biçimsel zenginliğe yol açmıştır. Orta Avrupa için rasyonel bir biçim, Kuzey Avrupa vaya Brezilya için uygun bulunmamıştır. Böylece bölgeler veya kıtalararası karşılıklı enformasyon birikimleri yeni sentezlerin doğmasına sebep olmuştur. Alvar Aalto, J.H. von den Broek, Marcel Breuer, Lucio Costa, Arne Jacobsen, Egon Eiermann, Alfred Roth, Junzo Sakakura, Guiseppe Terragni, Kunio' Maye Kawa ve Oscar Niemeyer bu dönemin en ünlü mimarlarıdır. Adları bile modern mimarinin dünyanın her tarafına uzandığını bize göstermektedir. Bu ünlü mimarların ürünlerinin analizinde, genellikle bölgesel ögelerin biçimi büyük oranda etkiledikleri görülmektedir. Ancak bölgesel ögelere, biçim yaratma kaygısından özel bir ağırlık verilmediği, doğa koşullarının bir sonucu olarak bu tutumun geliştiğini izlemekteyiz. Bu fonksiyonel davranışta da, mimarların öznelliklerini görmek mümkündür. 1936 yılında Pennsylvania'da Edgar Kaufmann için tasarladığı konutta F. L. Wrig'ht biçimsel herhangi bir ön-yargıdan hareket etmeden, tek tek rasyonel elemanlarla çevresine uy-muş bir yapının örneğini vermiştir. Bu örnekte hiç bir zaman bir biçim doğmacılığını kabul etmemiş olan Wright'in yaratıcı gücünü de görmemek imkansızdır. İsveç, Danimarka gibi Kuzey Avrupa kesimlerinde, özellikle Brezilya'da da ünlü mimc:rların öznellikl,erini simgeledikleri bir çok mimari ürünü bu dönemde sayabiliriz. Orta Avrupa',da, özellik-le Almanya'da 1933'lerden sonra büyük bir hızla güçlenen Nasyonel sosyalizm akımı, mimari biçimde de ağırlığını göstermiştir. Bu politik akım da bir bölgesel öge olarak nitelendirilebileceğinden, bu tutumun olumsuz yönleri her zaman tartışılabilir. Anıtsal, klasik mimari ele-manlarla donatılmış bir mimar.inin oluşumun,daki bölgesel ögelerin kö-keninin, Almanya dışındaki bölgeselcilikle kuşkusuz bir ilintisi yoktur. Biri fonksiyonun, doğanın getirdiği, diğeri ise yapay olarak topluma empoze edilen bir politik akımdan doğan bölgeselciliktir. Ülkemizde de bir süre mimari gelişmelere temel olan bu eğilimin gerekçesini yurdumuza gelen, hem uygulamalarda, hem de mimarlık eğitimi yapan kurumlarımızda öğretim görevlisi olarak çalışan kişilerde, bir de bu akımın paralelinde olan düşünce adamlarımızda aramak gerekir.

1930-1939 yılları arası modern batı mimarisinin genel karakteristiklerini özetle şu şekilde dile getirebiliriz: Önce evrensel, rasyonel ilkeleriyle mimari uygulamaların gerçekleştiğini görmekteyiz. Yalın geometrik biçimlerin, genellikle ürünlerin plastiklerinde egemen olduğu 1900-1930'ları izleyen bu dönemde «modern mimarı» akımı Orta Avrupa'dan dünyanın diğer ülke ve kıtalarına yayılmıştır. Böylece, evrensel rasyonellik ilkeleriyle donanmış «gerçek mimari» akımı, bölgelerin kendi mimari biçim kabulleri ve doğa koşullarıyla ilişki kurmuştur. Biçim ve mekan organizasyonunda farklılıklar getiren bu ilişki, daha sonraki dönemlerdeki «biçimsel zenginleşmeyi» doğuran ana ögelerden biri olmuştur.



[37] . B. Özer, Bakışlar, s.38.



Le Corbusier'in İsviçre Pavyonu, Cite Universitaire, Paris, 1930-1932.
Le Corbusier'in Paris'te bir konut binası, 1933.
1936 yılında Pennsylvania'da, F. L. Wright tarafından tasarlanan Edgar Kaufmann'ın evi. Organik bir davranışın egemenliği sezilmektedir.
«Neue Reichskanz!ei» Yeni Başbakanlık binasının şeref avlusu, 1938.
Nasyonal sosyalizm döneminde Almanya'daki gelişmelere ait örneklerden, Paul Ludwig Troost'un Münih'deki «Haus der Deutschen Kunst» Alman Sanat Evi binası.
Albert Speer'in Berlin'de «Neue Reichskanzlei» Yeni Başbakanlık binası, 1938.





50 Yılın Türk Mimari / Metin Sözen - Mete Tapan

Buradan yazımız hakkında yorum yapabilirsiniz...
Yukarı | İrtibat | Koşullar | Gizlilik