Mimarların buluştuğu adres...

Yazılarımız | Mimarlar | Webmail | Forum | Sözlük
[ Geri ] [ Toplam 17 yazı ]

1930 - 1940 Ulusal Mimariye Geçiş Dönemi

Yurdumuzda yabancı mimarlara gösterilen tepkiler, onların kişiliklerinin ve ürünlerinin eleştirilmeleri, mimarimize yeni bir yön verilmesinin gerekli olduğunu gösteriyordu. Günün mimari eleştirilerinde, genellikle uluslarası mimari tutumun ulusal duyguyu ve yüzyıllar boyunca gelişen toplumun estetik kabullerini dile getirmediği üzerinde duruluyor, «klasik Osmanlı mimarisinin» H.O.Celal'in deyişiyle «doyurucu» olduğu öne sürülüyordu.[38] Ulusal bilincin ürünlere yansıması, eski klasik yapılar üzerindeki dekoratif mimari ögelerin kullanılmasıyla gerçekleşebileceğini kabul edebilen bir mimari görüşün bu dönemde egemen olması, Türk mimarisini 1920'lere götürmekten başka birşey olamazdı.

Bu dönemde de estetiık ve klasik kaygılara dayanan bir mimari esas alınarak, subjektif bir güzellik anlayışına, göre mimarlar kalıp, araştırmaya koyulmuşlardır.[39] Eski Osmanlı klasik yapılarının dekoratif ögelerine, sivil mimarinin biçimsel özelliklerine ve hatta iç organizasyonlarına, yeni ürünlerin biçimlenişlerinde baş vurulmasının yanısıra, günün baskı rejimlerinin egemen olduğu, Almanya ve İtalya gibi ülkelerdeki eklektik davranışların da mimari ürünlerimizi etkilediği bir gerçektir. Modern mimarinin ikinci dönemini açıklarken değinmeye çalıştığımız bu gerçek, ulusal mimarimize geçiş döneminde en etken öge olmuştur. Dekoratif elemanların tekrarlanmasıyla birlikte, eski Türk sivil mimarisi üzerinde araştırma yapılması, 1920'lerdeki mimari davranışlarda gereksinilmeyen bir tutumdur. Bilimsel aşamaların zorunlu olduğu bu dönemde ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmaların yeni mimari ürüne ne gibi etkenliği olabileceği özetle şöyle açıklanabilir: Amaç, mimari ürüne biçim veren bölgesel ögelerin doğru saptanmasıdır. Araştırmalar sonucunda aydınlığa kavuşabilecek sosyal ilişkilerin, kültürel ve etnik etkenlerin bir sonucu olan mekansal organizasyonların bölgesel bir mimari öge olarak yeni ürünlerde yansıması, kuşkusuz günün çağdaş koşullarıyla uyuşabiliyorsa «tutarılı» bir bölgeselcilikten söz edilebilir. Durum bunun tersi ise, bu tür çalışmalardan ancak sosyoloji tarihi alanında faydalanılabileceği, araştırmanın sonuçlarının mimari tasarımı etkileyen bir öge olarak kabul edilemiyeceği doğaldır. Gerçek ve doğru bir mimarinin günün koşul ve gereksinmelerine cevap vermesi, çağdaş mimarinin özünü teşkil etmelidir.

İlk akla gelebilecek sorular şunlardır: Uluslararası bir mimari tutum ülkemizde «kısa bir süre» sonra niçin tepkiyle karşılanmıştır? Bu tepkinin nedeni yalnız yabancı mimarların ürün ve özelliklerinin eleştirisi veya ulusal bilincin ürünlerimizde yansıması isteğinde mi toplanmaktadır? 1910-1927 yılları arasında Türk mimarisinin eleştirisini yaparken, mimarın öznelliklerine ve bir de yapı programlarının niteliklerine değinilmişti. Mimari ürün, toplumun büyük bir kesiminin hizmetinde olmadığı sürece, toplum içindeki sosyal, kültürel gelişmeler mimara yabancı kalabilmekte, bunun sonucunda uygulamalardaki biçimsel davranışlar veya iç mekansal organizasyon modelleri halka empoze edilmektedir. Anıt, represontatif yapılar, birer semboldürler. Bu tür ürünler yaşayan organizmanın birinci derecedeki gereksinmelerini karşılamaktan uzak olup, çoğunlukla ülkemizde yapay olanaklarla üretilmişlerdir. Bu nedenle, zaten gelenekleri bizden çok farklı, ellerinde Türk toplumunun bilimsel nitelikteki sosyolojik, kültürel incelemeleri olmayan kişilerin, ülkemizde yüzdeyüz «doğru» olarak nitelendirilecek mimari ürünleri yaratmalarını beklemek doğru olamazdı. Köklü, bilimsel bir temele oturmayan bir mimari davranış sonunda, hatta bu davranış biçim yönünden uluslararası olsa bile Türk mimarisi bir bocalama dönemine girecekti. Bu bocalama içinde olmamız bazı kişilere ruhi ihtiyaçlarını tatmin etmek için, ürünlerin tasarımlarında salt plastik görünüm yönünden ulusal bir bilinci yaratmaya olanak sağlayacaktı. Ne var ki bu tür tutum ve davranışlar yalnız ülkemizde değil, çeşitli dönemlerde dünyanın çeşitli ülkelerinde gerçekleşmiştir.

Özellikle «ikinci ulusal mimari»yi geliştirme eğilimlerini, Güzel Sanatlar Akademisi'ndeki çalışmalarda izlemekteyiz. Sedat Hakkı Eldem'in yöneticiliğinde yürütülen «ulusal mimari» seminerinin özü de, Türk sivil mimari örneklerinin araştırılmasıdır.[40] Böylece mimarlık ve sosyoloji tarihi açısından kültürel bir çalışma yapılmış, mimarimizin bilimsel temellere oturtulmasına, gayret edilmiştir. Mimar Vedat ve Kemalettin beylerin döneminde olduğu gibi, klasik Osmanlı yapılarındaki kubbe veya sütun başlıkları kopya edilmemiş, daha çok amaca uygun, oldukça fonksiyonel biçimde bu mimari elemanlar kullanılmıştır. Form ile fonksiyon ilişkisini daha doğru belirlemeye yardımcı olan bu çalışmalar, 1940-1950 yıllarındaki mimari gelişmelere temel olmuştur.[41]

Gene bu dönemde, uluslararası gelişmelerin paralelinde, mimari tutumlarıyla tamamen farklı olan mimar Bekir ihsan Ünal,[42] Seyfi Arkan[43] gibi mimarlarımız da uygulamalarında çağdaş, ulusal bir mimari esprisinden hareket etmişlerdir. Ancak bu davranışlarında bilimsel bir tutumun olmaması, Batıdaki uygulamaların dış görünüşlerindeki bazı mimari ögeleri kendi ürünlerinde gösterme amaçları, batıyı her noktada doğrudan doğruya tekrarlamaktan başka bir şey değildi. Ülkemizde, 1937-1938 yıllarında Güzel Sanatlar Akademisi'nde hocalık yapan Bruno Taut[44]; öğrencilerle birlikte, belki Cumhuriyet döneminde ilk defa topluma yönelik projeler geliştirmiştir. Konulardan biri, Tekel idaresi memurları için toplu konut yerleşmesidir. Ele alınış biçimi yönünden modern tasarım yöntemlerine uygun, örnek bir çalışmadır. Mimarinin bir tüm olarak kabul edilmesi, konut standartlarına yönelik çalışmaların yapılması, belki bu dönemin en ilginç mimari gelişmeleridir. Yalın görünüşleriyle Halkevi binaları da bu dönemin belirgin ürünleri olarak görülebilir.[45] Bütün bu gelişmelere rağmen, ulusal mimari akım, S.Hakkı Eldem'in kuvvetli etkisiyle ön plana gelecek, 1939 New-York Sergisi'ndeki Türk pavyonuyla «bölgesel-ulusal» mimari eğilimi ülkemizde belgelenecektir.



[38] . B. O. Celal. «Bü-yük inkılap Önünde Mill'i Mimari Meselesi», Mimar. 1st. ,933, sayı 5, s.163.
[39] . B. Özer, Rejyonalizm, s.56.
[40] .1908 yılında İstanbul'da doğan S.H.Eldem, 1924 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ni bitirmiş, G.Mongeri'nin Ankara Ziraat ve Osmanlı Bankaları yapımında bulunmuştur. 1932 yılından beri Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğretim üyesidir. S.H.Eldem Akademi'de kurduğu. Milli Mimari Semineri adlı araştırma merkezinde çalışmaları özellikle geleneksel konut mimarisi üzerine yoğunlaştırmış, sürekli bu konuda yayın yapmıştır. İlk devir yaapıları içinde Yalova Termal Oteli, Başbakanlık, Salıpazarı Depoları sayılabilir. ikinci Ulusal Mimari döneminde ise İstanbul Edebiyat-Fen (E. Onat ile) ve Ankara Fen Fakülteleri (Emin Onat ile birlikte) başta gelen yapılarındandır. Daha sonra İstanbul Adliye Sarayı (E.Onat ile) ve Hilton Oteli (Skidmore-Owings-Merrill ile) gelmektedir. Yakın uygulamaları arasında İstanbul Akbank Genel Müdürlüğü Binası, Zeyrek Sosyal Sigortalar Binası belirtilebilir. Saydığımız yapıların dışında uygulananların bazıları şunlardır: Budapeşte Türk pavyonu, New York Türk Pavyonu, Ankara Konservatuvarı Ek Yapısı, Kilyos Oteli (bitmemiş), Florya'da iki motel, ki plaj (O.Çakmakçı oğlu ile), Salıpazarı İşhanları (Kampsax ile/değişik uygulanmış), Akademi I. ve II. kısım değişiklikleri, Taşlık Gazinosu, Beyrut (H.Şensoy, S.Sadık ile}, Hindistan, Pakistan, Hollanda Elçilikieri, ev, yalı ve apartmanlar. S.H.Eldem'in Çeşitli yerlerde yayınlanan yazı ve uygulamaları konusunda toplu ve geniş bilgi için genel bibliyografyaya bakılabilir.
[41] .1940-1850 yılları arasında ikinci Ulusal Mimari konusunda ilginç tartışmalar sürdürülmüştür. Konuya değişik açıdan yaklaşanların düşüncelerini, o günün ortamını anlamak için, Arkitekt, Mimarlık, Yapı gibi belli başlı dergilerin 1940-1950 yılları arasına rastlayan sayıları açık fikir verecek niteliktedir.
[42] . B.Özer, a.g.e., s.61.
[43] .1903-1866 yılları arasında yaşayan Seyfi Arkan, Güzel Sanatlar Akademisi'ni 1928 yılında bitirmiş, Berlin'de Hans Poelzig'in atölyesinde çalışmış. 1933 yılında da Güzel Sanatlar Akademisi Şehircilik Bölümü öğretim üyeliği görevine başlamıştır. Çankaya Hariciye Köşkü yarışmasında birinci ödülü almasından sonra, Atatürk'ün özel mimarı olmuş, Florya Deniz Köşkü, Genel Sekreterlik, Yaverlik, Başbakanlık köşklerini yapmıştır. Bu arada ilk yapılarından İstanbul / Çemberlitaş Palas yapıldığı devirde ilgiyi üzerine çekmiştir. Seyfi Arkan'ın kazandığı yarışmalar ve diğer uygulamalarından bazıları şunlardır: Hariciye Köş-kü (1.ödül, 1933-1934), İstanbul/Florya Deniz Köşkü (1. ödül, 1934 -1935 Ankara / Sümerbank Genel Müdürlük Binası (uluslararası 1.ödül, 1935-1936), Ankara / iller Bankası Genel Müdürlüğü Binası (uluslararası 1. ödül, 1935-1937), Ankara/Tahran Büyükelçilik Binası (1. ödül, 1937-1938), İstanbul Yolcu Salonu (uluslararası 1. ödül, 1938-1939), Ankara/Gümrük ve Tekel Bakanlığı (uluslararası 4. ödül, 1934-1935), Ankara/Büyük Millet Meclisi (uluslararası 4 birinci projeden 4 nolu proje, 1939-1940), Eskişehir Köy Enstitüsü (2. ödül, 1942-1943), Trabzon Sergi Sarayı (2. ödül, 1944-1945), Öğretmen Yurtları (1. ödül, 1946-1947), İstanbul Bankası Genel Müdürlük Binası (1. ödül, 1953), Üçler Apartmanı/İstanbul izmit Halkevi/İzmit, Adana Halkevi/Adana, İzmir Fuarı Sümerbank Pavyonu (1937-1938, 1944-1945). Türk Ticaret Bankası, Ankara, Adana, Gaziantep, İstanbul / Beyoğlu ve Bebek Şube Binaları Santral ve Transformatör Binaları/Silahtarağa, Beyazıd, Zeytinburnu, Kadıköy; Bazı imar Planları. işçi Siteleri/Üzülmez. Kozlu, Kılıç. değişik yerlerde villalar, sinema, Spor Tesisleri ve Sanatoryum/ Adana, İzmit, Ayrıca bk: S.Arkan, «Sümerbank Proje Müsabakası/ Ankara», Arkitekt, İst. 1935, no.3, s.68-84; a.y., «Kfra Evi/Ayazpaşa», Arkitekt, İst, 1935, no.5, s.129-140; a.y., «Amele Evleri, ilkokul, Mutfak ve Çamaşırlık Binası/Kozlu». Arkitekt, İst. 1935, no.9, s.253-ı58; a.y., «Hariciye Köşkü/ Ankara». Arkitekt, İst. 1935. no.11-12, s.311-316; a.y., «Kömür-iş işçi Uramı/Zonguldak-Kozlu», Arkitekt, İst. 1936, no.1, s.9-10. Ardından yazılanlar için bk: «Şehirci Mimar Hoca Seyfi Arkan'ın Ardından», Mimarlık, İst. 1966, sayı 9, s.7; N. Güner, «Seyfi Arkan (1904-1966)», Akademi, İst. 1967, sayı 6, s.51-52. Bunların dışında uygulama ve yazılar için genel bibliyografyaya bakılabilir.
[44] .1880-1938 yılları arasında yaşayan devrinin önemli mimarlarından Bruno Taut, bir süre yurdumuzda Güzel Sanatlar Akademisi'nde görev almış, bazı uygulamalarda bulunmuştur. Değişik bir anlayışın temsilcisi olan Bruno Taut, ayrıca G.S.A. yayınları arasında 1938 yılında 'Mimari Bilgisi' adlı bir kitap yayınlamıştır. En önemli uygulaması Ankara, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Binası'dır. Vedat Nedim Tör, Bruno Taut hakkınde şunları yazmaktadır: «Bu memleket, yalancı mimarlardan umduğunu alamadı fakat siz de deha bir tek kalıcı eser yaratmadınız. Bu gidişle ne olacak halimiz?» «Yabancı mimar Türkiye'nin kendisine verdiği bu emsalsiz yaratma imkanını kavrayamadı. Yalnız rahmetli Taut, onu sezdi. Fakat onun da ömrü vefa etmedi.» V.N.Tör, «Mimarlar Ne Bekliyorsunuz ?», Mimarlık, Ankara, 1944, sayı 51, s.1. Ayrıca bk: «Prof. Bruno Taut'un G.S.A. Son Sınıf Öğrencilerine Hazırlattığı inhisarlar idaresi Memurları için Tip ve Sıra Evler», Arkitekt, İst. 1937, sayı 8, s.211-218 v.d.; B.Taut, «Mimari Nedir?», Arkitekt, İst. 1938, sayı 5-6, s.165-168; a.y., Proporsiyon», Arkitekt, İst. 1938, sayı 7, s.194-199. Değindiğimiz uygulaması dışında Atatürk Katafalkı'nı, İstanbul Emin Vafi Korusu'ndaki evi, bazı kentlerdeki resmi ve sivil binaları yapmış olan Bruno Taut, İstanbul Edirnekapı Mezarlığı'nda yatmaktadır. «Prof. Bruno Taut'un Ölümü», Arkitekt, İst. 1938, sayı 10-11, s.323.
[45] . Halkevleri konusundaki yayınların bazıları şunlardır: Abidin-Zeki Selah, «Zonguldak Halkevi ilk Projesi», Mimar, İst. 1933, sayı 3, s.85-90; A. Sabri, «Eminönü Halkevi Temsil ve Jimnastik Salonu Projesi»: Arkitekt, İst. 1936, no.4, s.103-105; Rüknettin Güney, «Kadıköy Halkevi Proje Müsabakası», Arkitekt, İst. 1938, no.2, s.43-56; «Kırklareli Halkevi Projesi», Ülkü, Ankara 1939, c.XIV, sayı 8, s.168-172; M.C.D., «Halkevleri'nin Yeni Binalara Kavuşması», Ülkü, Ankara 1939, c.XIII, sayı 77, s.456-458 (Çorlu, Isparta Halkevleri); A.S.Oran, «Halkevleri Binaları», Ülkü, Ankara 1940, c.XV, sayı 89, s.455-466; «Halkevleri Planları», Ülkü, Ankara 1940, c.XV, sayı 90-91, s.457; S. Oran, «Küçük Halkevleri Tip Projeleri», Arkitekt, İst. 1940, no.7-8·, s.159-163; Yapı, «Halkevi Binaları Milli Sanatımızın Birer Örneği Olmalı», Yapı, İst. 1942, sayı 9, s.3; S. Oran, «Balıkesir Halkevi», Mimarlık, Ankara 1944, sayı 1, s.13-14; «Halkevlerı ve Halk Odaları», Mimarlık, Ankara 1946, sayı 3-4, s.5-8; L.Tomsu. - M.Belen, «Kayseri Hatkevi Binası Projesi», Arkitekt, İst. 1937, sayı 4, s.107-109; M. Belen, «Bursa Halkevi Proje Müsabakası (1. ödül)», Arkitekt, İst. 1938, sayı 1, .s.16-20; N.Asal - E.Necip, «Sivas Halkevi Proje Müsabakası (1. ödül)», Arkitekt, İst. 1939, sayı 2, s.65-72; S.Oran, «Konya Halkevi Binası Projesi», Arkitekt, İst. 1940, sayı 9-1 O, s.198-202.




Antalya Tekel binası, mimar Tahir Tuğ, 1935, / foto: halit uluç
Eski Halkevi, Antalya. Rasyonel bir tutum sezilmektedir. / foto: halit uluç
1935-1936 yıllarında tasarlanan Sümerbank binası, Ulus-Ankara. Mimari biçimlendirmede dekoratif ögelerden arınmayı amaçlayan bir yapı, mimar M. Elsaesser. / foto: halit uluç
Gene rasyonel bir tutumla tasarlanan İller Bankası (Eski Belediyeler Bankası), mimar Seyfi Arkan, 1936-1937. / foto: halit uluç
Ankara, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, mimar Bruno Taut, 1937. / foto: hamit kınaytürk
Aynı yapıdan giriş bölümü.
Cepheden ayrıntı.
iç görünüş, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Ankara. / foto: halit uluç
Aynı yapıda merdiven. / foto: halit uluç
Kız Enstitüsü, Ankara , mimar E.Egli.
Kız Enstitüsünden başka bir ayrıntı
Ankara Radyoevi binası.
Kız Enstitüsü. Ankara. Pencere silmelerinin biçimlenişi veya en üst kattaki kolon tertipleri bu dönem mimarisinin subjektif yargılardan arınmadığının bir kanıtıdır.
Kız Enstitüsü'nden bir ayrıntı.
Pencere
Ankara Gar binası. 1937.
S.H.Eldem'in Yalova Termal Oteli.
Yeni Büyük Millet Meclisi, 1938'de C.Holzmeister tarafından tasarlanmıştır. Devrin Batıdaki mimari biçimsel anlayışıyla bağdaşan bir örnek. / foto: halit uluç
Arif Hikmet Holtay'ın rasyonel anlayışla tasarladığı bir apartman, Taksim - İstanbul.
Seyfi Arkan'ın Üçler Apartmanı, Ayazpaşa - İstanbul. / foto: gültekin çizgen - mimarlar odası arşivi
Samih Saim Akkaynak'ın Cihan Palas Oteli, Ankara.















50 Yılın Türk Mimari / Metin Sözen - Mete Tapan

Buradan yazımız hakkında yorum yapabilirsiniz...
Yukarı | İrtibat | Koşullar | Gizlilik