Mimarların buluştuğu adres...

Yazılarımız | Mimarlar | Webmail | Forum | Sözlük
[ Geri ] [ Toplam 17 yazı ]

1940 - 1960 Yılları Arasında Modern Mimarinin Son Dönemi ve Batı Mimarisindeki Yeni Gelişmeler

J.Joedioke tarafından modern mimarinin son dönemi olarak nitelendirilen 1940-1960 yıllarının ilk yarısında, İkinci Dünya Savaşı nedeniyle Avrupa'da mimarlıık alanında bir duraklama görülmüştür. 1950'lerden sonra, yıkılan kentlerin onarılmalarına yönelik, dolayısıyla toplum gereksinmelerine dönük büyük bir yapı programı çerçevesinde, yeni teknolojik olanaklarla modern mimarinin son döneminin yapıtları üretilmiştir. Ayrıca, savaşın etkilerinden uzak kalan kıta ve ülkelerde uygulanan mimari ürünlerde yeni sentez modellerinin geliştirilmesi, endüstrinin yapı sektöründe de ağır basması, bu yılların karakteristik mimari eylemleridir. Kenzo Tange, Jacob H.Bakema, Eero Saarinen, L.Kahn gibi ünlü kişilerin yer aldığı modern mimarinin son döneminde, 1930 yıllarına karşılık, bölgesel gelenekler, yapının çevresine, dolayısıyla doğaya uyma zorunluğu veya geometrik formların Kübizmin bir sonucu idealize edilmesi gibi, mimari ürünün iç organizasyon düzenini ve biçimini etkileyecek ögelerin geçen dönemlere göre çok farklı değerlendirilmesine tanık oluyoruz. Ayrıca rasyonelcilikten doğan mimari biçim doğmacılığını ,reddeden bir tutumun egemen olduğunu, gene modern mimarinin bu döneminde görmekteyiz.

1940'lardan sonra amaç kullanılan gereç ve ele alınan yapı programına özgü, biçimin bulunmasıdır. Yeni biçimlerin elde edilmesi isteği, mimarları bazı durumlarda eski yapı üsluplarını incelemeye ve onları günün koşullarına göre modernize ederek yeni ürünlerde kullanmaya kadar götürmüştür. Bu gerçeğin en iyi örneklerini Japonya'da izlemekteyiz. Batıdaki gelişmelerde ise, genellikle bu tür çalışmaların amacı yeni biçimlere temel olabilecek ögelerin ortaya çıkarılması olmuştur. Ayrıca, doğadaki biçimleri yeni gelişen teknolojik olanaklarla gerçekleştirmek bu dönemde bazı mimarlar tarafından uygulanan bir yöntemdir. Yeni strüktürlerin, örtülerin, uzay konstrüksiyonlarının mimari ürünlerin biçimlenişlerinde zenginleşmeyi getirdiği de açıktır. Bu yeni biçimler yaratma kaygısı, Avrupa'daki son 30 yıl içindeki rasyonelciliğe bir tepki olarak da görünebilir. Hatta 1920'lerin rasyonel olma çabasında katkısı bulunan ünlü mimarların da bu dönemde ve sonraları yeni biçim yaratmayı amaç edinmeleri, öznelliğin bir zaferi olmuştur. Hans Scharoun, Le Corbusier gibi mimarların çalışmaları, bu izlenimimizin en iyi örneklerini teşkil ederler.

Batıda rasyonelcilikten, biçimciliğe doğru bir gelişme, toplumun kısa bir süre içinde ekonomik yönden belirli standartlara eriştiğinin açık bir kanıtıdır. Evrensel bir estetiği gerçekleştirmeyi amaç edinen Le Corbusier, kendisinin geliştirdiği «Modulor» sistemiyle ürünlerinde tasarım elemanlarının boyutları arasında harmonik düzeni sağlamıştır. Ronchamp'da Notre-Dame-du-Haut şapelinin biçimlenişinde, Corbusier 1920 de uyguladığı ürünlerindeki rasyonel tutumun dik açılı geometrik formlarını bırakmış, insan boyutlarını esas alan, boyutlar arasındaki ilişkileri geometrik diziyle saptama kuralına dayanan «Modulor» sistemiyle, bir plastik yaratmıştır. İrrasyonel bir davranış olarak nitelendireceğimiz bu gelişmelerin yanında özelliıkle konut alanında rasyonelciliğin ünlü yapıları da bu dönemde uygulanmış ve yeni yapım teknikleri, endüstriyel üretimin beraberinde getirdiği tasarım kriterleri, mimari ürünün biçimlenişinde etken olmuşlardır. Uygulama ve tasarım alanında ortaya atılan yeni yöntemlerin geliştirilmesiyle, diğer bilim dallarındaki bilimsel yöntem ve tekniklerin mimari alanda da geçerli olduğu görülmüş ve yapı sektöründe kitle üretiniinin gerçekleştiği Amerika, İngiltere gibi ülkelerde gelişen yeni tasarım yöntemleri, mimarinin diğer bilim dallarıyla olan ilişkisini kurarak, toplum gereksinmelerini en rasyonel ve objektif biçimde ele alınmasını sağlamıştır.

Üretim kapasitesinin artması, konut ihtiyacının kısa süreler içinde karşılanması gerekliliği, endüstriyel üretimi yapı sektöründe de zorunlu kılmıştır. Fransa ve Rusya'da konut alanında'ki gelişmelerde endüstriyel yapı üretimlerinden biri olarak nitelendireceğimiz prefabrikasyonun en egemen bir üretim sistemi haline geldiğini izlemekteyiz. Prefabrike yapım sistemleri, ürünlerde örnekleşmeyi zorunlu kılmıştır. Ayrıca, ürünlerin biçimlenişlerinde yeni kısıtlamalar, mimarları kriterleri göz önünde bulundurmaya zorlamıştır. Cephe ve iç organizasyonlarda, üretimin kitlesel olması zorunluğundan elemanların boyutlarında bir örnekleşme, kaçınılmaz olmuştur. Daha sonraları, yaşama düzeyinin yükselmesi, üretim yöntemlerindeki gelişmeler, prefabrike elemanlarla yapımda da biçim zenginliğine olanak tanımıştır. Prefabrike yapım sistemlerinin ilk uygulanmasında hiçbir zaman mimari bir biçim yaratma eylemi olarak görülmemiş, ekonomi mimari tasarım öge-leri, ilişki düzeninde en etken öge olmuştur. Günümüzde prefabrike sistemlerde ve bu sistemlere bağlı uygulamalarda ekonomik olma, eskiye oranla olmasa da gene önemli bir ögedir.

Sistematik tasarım ilkeleri, ilkelere bağlı gerekli dizayn teknikleri bu tür mimari eylemlerde zorunlu olmaktadır. Endüstriyel üretim tekniklerini bilen, bu tekniklerin kullanılmasında esas olabilecek verilerin saptanmasına olanak verecek mimar ve diğer kurumlara endüstri ülkelerinde ihtiyaç görülmesi, yalnız tasarımın en rasyonel olarak gerçekleşmesini sağlamak değil, aynı zamanda ulusal geliri maksimum kılmak, gelir dağılımında bir eşitliği gerçekleştirmektir. Ülkelerce yapı için ayrılan maddi olanakların yüksek olması, bunu zorunlu kılmaktadır. Yurdumuzda da bu durumun gerçekleşmesi için çeşitli eğitim kurumlarımızda, halen teorik olarak yapılan araştırmaları ve dizayn yöntemi alanındaki gelişmeleri olumlu olarak görmekteyiz. Ancak bu tür bir gelişmenin, endüstri evriminin bir sonuou olduğunu, diğer ülkelerdeki bu uygulama ve eğitim alanındaki gelişmelerin toplumsal bir ihtiyaç olarak ortaya çıktığını işaret etmek isteriz. Ülkemizde bu çalışmaların çıkış noktasının, salt çeşitli eğitim kurumlarında bir teorik çalışma yapma zorunluğu olması, sonuçlarının halen gerçekleşememesinin başlıca nedeni de, bu çalışmalarda teorinin pratikten uzaklığıdır.

Açıklamalarda görüldüğü gibi, toplumsal bir olay olarak mimarlığı kabul eden ve sorunlara bilimsel bir biçimde yaklaşmayı amaçlayan bir tutumla, biçim kaygısıyla öznelliklerini simgelemek isteyen mimarların davranışları, bu dönemin karakteristik çelişkisidir. Sözü edilen çelişki mimari eğitim kurumlarında da tartışma konusu olmuş, ülkemizdeki mimari eğitim kurumlarına kadar yansımıştır. 1949 -1958'lerde Mies van der Rohe'nin, Skidmore-Owings-Merrill veya Aarne Ervi'de izlediğimiz, teknolojik mükemmelliğe sahip, düşey mimari elemanlarla gelişen cepheler, konstrüksiyonun ve gereçin özelliklerinin biçimsel birer öge olarak yapılarda yansıması, detayların tutarlılığı gibi mimari davranışlar, zamanımızda da geçerli olmaktadır.

1960'dan bugüne kadar dünyanın çeşitli ülkelerinde birbirinden çok ayrı mimari tutumların geliştiğini görmekteyiz. Fonksiyonel nedenlerle zorunlu olan esneklik veya değişkenlik gibi, mimari iç organizasyonu ve yapım yöntemlerini etkileyen ögelerin egemen olduğu yapıları bugün «doğru» olarak eleştirmek, hem zor hem de konumuz dışındadır. Özetle Brütalizmin ve Formalizmin izledikleri modern mimarinin son dönemi (1940-1960) teknolojik olanakların geliştirildiği, form doğmacılığının bırakıldığı, fonksiyona bağlı spesifik formların geliştirildiği bir dönem olmuştur. Konstrüksiyon elemanlarının her birinin ayrı ayrı değerlendirilmesini ve üründe niteliklerine göre farklı biçimde belirtilmesini, plastik verilerin bir fonksiyona bağlı olarak gerekçelerinin ürünün biçimlenişlerinde yansımasını savunan Brütalizm, modern mimarinin bir evrimi olarak görülebilir. Mies van der Rohe'nin rasyonellik ilkelerine bağlı olarak savunduğu «total mekan», diğer bir deyişle rasyonel tümden gelen tasarlama eğilimi, Brütalizm akımına ters düşmüş ve böylece bir yapı programındaki çeşitli fonksiyonların farklılıkları ürünün biçimlenişinde birer plastik öge olarak yansımıştır. Özellikle Amerika'da, biçim zenginliği kaygısıyla geliştirilen «formalist» tutumu, modern mimarinin son dönemini izleyen Brütalizmin yanında görmekteyiz. Kuşkusuz, Brütalizm akımındaki fonksiyonel gerekçelerine bağlı olarak geliştirilen biçim yaratma eğilimini, Formalizm aıkı-mıyla bağ,daştıramamaktayız. Biçim yaratma, pl·astik bir mimari anıt üretme, öznel zenginleştirme eğilimlerini varlığında toplayan Formalist akımın kuşkusuz «gerçek mimari» ile bir ilintisi yoktur. Salt görsel bir değeri olan yapı, çağdaş mimari yaratma eylemiyle, sistematik tasarım yöntemleri ve teknikleriyle gerçekleşen bir yapıyla objektif koşullar altında karşılaştırıldığında, biçimciliğin ne denli tutarsız olduğu sonucuna varılır. Yapıların plastik görünümlerindeki estetik, o üründe her zaman «gerçek doğruyu» bulacağımız anlamına gelmez. «Gerçek doğruyu», «gerçek güzeli» objektif bir tutumla güzelden ayırmak, çağdaş mimari değerlendirmenin temel amacıdır. Philip Johnson'un açıkladığı gibi, Formalizmi modern mimarinin bir antitezi, Brütalizmi ise evrimi olarak kabul edebiliriz.[46]



[46] . J.Joedicke, a.g.e.




Marsilya Bloku, Le Corbusier, 1946 - 1952 / foto: sedat gürel
W.Gropius'un çok katlı konut binası, Hansa Viertel - Berlin. / foto: nigâh beyazıt
Hansa Viertel'de başka bir konut binası, Niemeyer. / foto: nigâh beyazıt
Helsinki'de Emekliler Sitesinden bir görünüş, 1952-1956, A.Aalto. / foto: sedat gürel
Mies van der Rohe'nin lllionis lnstitute of Technology Crown Hall binası, 1956. Yeni konstrüksiyon olanakları ve biçim ilişkisi. / foto: sedat gürel
Total mekan kavramının somut ôrneği, lllionis lnstitute of Technology, Crown Hall 1956, Mies van der Rohe. / foto: sedat gürel
Chandigarh yönetim yapılarına ait bir örnek, Le Corbusier, 1953-1958. / foto: sedat gürel
Aynı yapıdan bir ayrıntı. / foto: sedat gürel
Ronchamp'da Notre-Dame-Du-Haut, Le Corbusier. 1950-1953, Plastik yaratma kaygusu izlenmektedir. / foto: nigâh beyazıt
Denver Department Store, I.M.Pei. 1953-1954. Yeni öttü sistemlerinin mimari biçimlendirmede ağırlık kazanması. / foto: sedat gürel
P.Johnson'un New Cannaan'deki kendi evi, 1952. Dış mekanın iç mekanda da sürekliliği. / foto: sedat gürel
Aynı yapının içinden bir görünüş. / foto: sedat gürel
Tokyo idare binası, 1957, Kenzo Tange. / foto: nigâh beyazıt
Dentsu büro binası, Osaka 1960, Kenzo Tange. / foto: nigâh beyazıt
Guggenheim Müzesi, New-York 1959, F.L.Wright. / foto: sedat gürel
Guggenheim Müzesi'nden bir iç mekan ayrıntısı. / foto: sedat gürel
Sasrinen'in Buz Hokey Kapalı Salonu-Yale, 1956-1957. Asma strüktür ve biçim olanakları. / foto: sedat gürel
Aynı yapıdan iç görünüş. / foto: sedat gürel
İran Pavyonu, 1968 Cite Universitaire, Paris, mimar Fouroughi ve Ghiai, / foto: nigâh beyazıt
Kyoto Uluslararası Konferans binası, mimar Sachio Otani, 1966. Yöredeki egemen biçim kalıpçılığının, yeni konstrüksiyorılarla oluşan ürünlerinde de yansıması. / foto: nigâh beyazıt
Marina City, Chicago. Bertrand Goldberg Ass. 1964-1967. / foto: sedat gürel
Mimar J.Stirling'in tasarladığı «History Faculty Building», Cambridge, 1964-1968. / foto: sedat gürel
Otobüs Garı, George Washington Bridge Bus Station, P.L.Nervi, 1963. Çağın teknolojik olanaklarının en doğru biçimde kullanılması. / foto: sedat gürel
Berlin Filarmoni binası inşaat halinde, 1963, mimar Scharoon.
Scharoun'un Berlin Filarmoni binasından iç görünüş, 1963.
Natlonal Gymnasium, Tokyo, 1964, Kenzo Tange. / foto: nigâh beyazıt
Otaniemi - Finlandiya, Tüksek Teknik Okulu'ndan bir görünüş. Aalto, 1961-1964 / foto: sedat gürel
John Hancock Center-Chicago, 1969, Skidmore, Owings ve Merrill. / foto: sedat gürel
Christ's College, 1968-1970, Denys Lasdun & Partners. / foto: sedat gürel
Münih rnimpiyat yerleşmesi, Behnisch & Partner 1968-1972. Çağın yeni strüktürler yaratma eğilimi. / foto: sedat gürel
Münih Olimpiyat Sitesi çok amaçlı spor salonu inşaat halinde Behnisch & Partner.
Aynı yerleşmeden stadyum. / foto: sedat gürel
Münih'de BMW büro binası, inşaat halinde, 1971, K.Schwanzer.
























50 Yılın Türk Mimari / Metin Sözen - Mete Tapan

Buradan yazımız hakkında yorum yapabilirsiniz...
Yukarı | İrtibat | Koşullar | Gizlilik